30 Aralık 2011 Cuma

ISFAHAN NESFE CIHAN

Iran`in belki de en guzel sehri Isfahan`dan bahsedelim bugun.

Isfahan ilk ne zaman kalbime dustu, kesin olarak hatirlayamiyorum. Herhalde Al Di Meola’nin Splendido Hotel Albumu’ndeki Isfahan bestesini (Ki Chick Corea'ya aittir)
dinledikten sonra olmali. “Elin Amerikalisi’nin adina sarki yazdigi bir Iran sehri, herhalde cok guzel bir yer olmali” diye dusunmus olmaliyim. Gercekten de oyleymis!


İsfahan'ın içinden geçen Zayende Nehri'nin üzerindeki eski köprüler ve bu köprülerin içinde en ünlüsü olan ve adı 33 Gözlü Köprü anlamına gelen 300 metre uzunluğunda ve 14 metre genişliğindeki “Siose Pol”


Isfahan, Iran`in 3. Buyuk sehri. Nufusu yaklasik 1.6 milyon. Iran`daki Azeri kokenli Safevi Hanedanligi doneminde baskent olmus ve tarihinin en parlak gunlerini yasamis. Sahip oldugu genis bulvarlari, ustu kapali kopruleri, saraylari, camileriyle oyle guzel bir kent haline gelmis ki “Isfahan nesfe Cihan” yani “Isfahan Dunya`nin yarisidir” denmeye baslamis.


Nakş-ı Cihan (Dünya'nın resmi) Meydanı (Farsça: Meydān-e nagş-e cehān) İsfahan'ın merkezinde bulunan, İran'ın ve Güneybatı Asya'nın en geniş meydanı. UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi'ndeki meydanın etrafı Safeviler'den kalma Âli Kapı, Şeyh Lütfullah Camii, Şah Camii gibi tarihi yapılar ile çevrili.



17. yüzyılda Şah Abbas tarafından yaptırılan İmam Cami (Mescid-i İmam)

Kubbenin ve caminin merkezinde, yerde bulunan siyah kare şeklindeki alanda yere vurulduğu zaman,12'si insan kulağınca duyulabilecek 49 tane yankı tespit edilmiş. Bu müthiş akustiği ile eşsiz bir yapıya sahip.



Şeyh Lütfullah Camii. Safevi Hanedanı sırasında Şah Abbas tarafından 1615 yılında inşa ettirilmiş. 1618 yılında tamamlanan cami, Safevi mimarisinin başyapıtlarından biri olarak kabul edilmekte.

Caminin tavan ve duvar bezemeleri



Çihil Sütun (Kırk Sütun) Sarayı. Saray ismini, giriş kısmını destekleyen yirmi ince ahşap sütundan alıyor.

Girişin önündeki pınarın suyunda yansıyan ahşap sütunların kırk taneymişler gibi gözüktükleri söylenir.



Ali Kapu (Yani Yuce Kapi, yani Bâb-ı Âli. Tanidik geldi mi ?)Sarayı Nakş-ı Cihan Meydanı'nın batısında bulunur. Saray, 1598'de, I. Abbas'ın Isfahan'ı merkez haline getirmesinden sonra yapılmış.

Sarayın iç mekan süslemeleri



Bu kadar guzel bir sehrin sakinlerinin Isfahan icin "Dunya'nin yarisi" demelerini normal karsilayabiliriz. Aslinda sozun tamami soyle:

Isfahan ra nime hanand az cahan,
Sad cahan man dideam dar Isfahan !

Yani:
Isfahan’i Dünya’nin yarisi bilirler,
Ancak ben Isfahan’da yüz Dünya gördüm !

Haklilar mi,yoksa biraz abartiyorlar mi, ne dersiniz ?


Leyla Hanim'a tesekkurlerimle.


Isfahan Halisi da baska bir postun konusu olsun.



MERAKLISINA NOTLAR:

1-"Zaragoza donde se goza" da ne ola ki ? Onu da siz arastirin !

2- Al Di Meola’nin 1980 tarihli Splendido Hotel Albumu’ndeki Isfahan sarkisinin sozleri:

Isfahan your golden dreams lie sleeping
You are cold your silent fountains dreaming
Isfahan your splendors rich with keeping
You'll waken your palace doors open
wide to sing
Isfahan your ancient walls are stirring
A higher age will come and live once again
Golden minarets in the sun will gleam us
I dream of you Isfahan as I dream of
you Isfahan

19 Mart 2011 Cumartesi

Oncelikle Tesbih severlerin bir gonlunu alalim...



Sevgili dostlar,
Koleksiyonumdan bir tesbihle karsinizdayim. Tabii ki Mustafa Unver !
Ustad, tesbihi yaklasik 2 sene once, yesil bir katalin tabakadan cekti. Ben susuyorum, resimler konussun:









Tesbihin hammaddesi asagidaki katalin tabakaydi:

Affınıza Mağruren ...

Evet sevgili karilerim, "Ya adam gibi bu isi yap ya da vaktimizi alma" seklinde binlerce (!) e-posta aldiktan sonra yeni bir postla karsinizdayim. Gecikme icin hepinizden ozur diliyorum. Lutfen biraz sakinlesin !!!

Bu mutlu haberi alan hayranlarim dun aksam bir kutlama yaptilar. Bu kutlama sirasindaki coskuyu yansitan bir fotografi begeninize sunuyorum...

23 Kasım 2010 Salı

Bir Tesbih Daha...



Goz ziyafetine devam.





Ustad Mustafa Unver'in cektigi bir katalin tesbihi daha begeninize sunuyoruz.





Buyuk boyutlu bu katalin tesbih asagida gordugunuz katalin cubuklardan cekildi.


22 Kasım 2010 Pazartesi

Kehribar Oda

Oda'nin Orijinal Hali

Bugun Sen Petersburg’a uzanalim. Konumuz Kehribar Oda.



Kehribar Oda (Rus. Янтарная комната, Yantarnaya komnata) Sen Petersburg yakinlarindaki Katerina Sarayi’nda bulunuyor. 55 m2 den buyuk olan odanin duvarlari, altin varaklar ve aynalarla suslenmis kehribar panellerle kapli. Duvarlari suslemek icin 6 ton’dan fazla kehribar kullanilmis. Rus-Alman kehribar ustaliginin ortak bir simgesi olan Oda, Dunya’da sadece 137 adet bulunan “8. Harika”dan biri (!)



Oda’nin enteresan bir hikayesi var. Orijinal Kehribar Oda’nin yapimina 1701 yilinda baslaniyor ve 8 yil sonra tamamlaniyor. Oda o donem Prusya Krali I. Wilhelm’in ikametgahi olan Charlottenburg Sarayi icin yapiliyor.



Kral daha sonra Oda’yi Isvec’e karsi bir ittifak olusturmak maksadiyla 1716’da (Hani su herkesin Buyuk, bizim ise Deli Petro dedigimiz) Rus Cari Peter’e hediye etmis. Oda, 1755 yilinda Carice Elizabet tarafindan once Kislik sarayina daha sonra da Catarina Sarayi’na tasinmis.



II. Dunya Savasi’na degin sessiz sakin bir hayat suren Oda, dogal olarak Savas’tan etkileniyor. Ruslar Sen Petersburg’un (O zamanki Leningrad) Naziler tarafindan isgal edilecegini anlayinca odayi tekrar sokup gizli bir yere tasimayi planliyorlar. Ancak yillar icinde iyice kuruyan ve birbirine yapisan kehribar parcalari son derece kirilgan bir hal aldigi icin, zarar vermeden sokmek imkansiz hale geliyor. Ruslar bunun uzerine odanin tamamini basit duvar kagitlariyla kapliyorlar.



Ancak boyle sohretli bir eseri bu kadar basit bir planla korumak mumkun olmuyor. Almanlar Sen Petersburg’u isgal ettikten sonra Oda’yi, iki uzmanin esliginde 36 saatte sokuyorlar. Sokulen parcalar 27 kasanin icerisinde Konigsberg sehrine goturuluyor. Hatta Oda’nin bazi parcalari Konigsberg Kalesi’nde sergileniyor.



Savasin sonlarina dogru Hitler, Oda’nin bir kere daha tasinmasi icin emir veriyor. Iste bu noktadan sonra Oda’nin akibeti tam bir muammaya donusuyor. Oda’nin bir gemiye yuklendigi, bu geminin de Sovyet denizaltilari tarafindan batirildigi, Ore Daglarindaki bir madende yakildigi, Konigsberg Kalesi’nin altindaki gizli dehlizlere saklandigi, Sovyet Kuvvetleri tarafindan bombalanan Konigsberg kalesiyle birlikte yok oldugu seklinde, hicbiri de kanitlanamayan bircok farkli iddia ortaya atiliyor.



Gunumuze degin bircok farkli grup ve kisi tarafindan yapilan aramalar bir basariya ulasamiyor.

Yeniden yapilirken

1979 yilinda Kehribar Oda’nin tekrar yapilmasina karar veriliyor. Yapim asamasinda orijinal odanin siyah-beyaz fotolarindan faydalaniliyor. Ruhrgas adli bir Alman firmasi 3,5 milyon dolarlik bir bagis yaparak finasman sorununu cozuyor. 2003 senesinde Rus kehribar ustalarinin yeniden yarattigi bir saheser olarak, Sen Petersburg’un kurulusunun 300. yilinda yeniden aciliyor.

Not: Wikipedia'ya tesekkurler

12 Kasım 2010 Cuma

Küçük Dev Adam

Adamimiz Anri

Teyzemin kitapliginda kucucuk bir album vardi. Bes-alti yaslarinda, o albumu karistirmayi cok severdim. Cok sonralari, albumun sahibinin Henri de Toulouse-Lautrec oldugunu, kendisinin de (Fizik itibariyle) o album gibi kucuk oldugunu ogredim.

Iste o album. Foto: Bendeniz

Anri, bir akraba evliliginin meyvesi olarak 1864’de Pireneler’in Albi Kasabasinda doguyor. Soylu bir ailenin ilk cocugu. Mutsuz bir cocukluk yasiyor. Anne ve babasi bosandigi icin (Dogal olarak) Fransiz murebbiyeler tarafindan buyutuluyor.

Fernando Sirki

8 yasinda annesinin yasadigi Paris’e geliyor. Burada cesitli cizimler yapmaya basliyor. Ailesi hemen yavrucaktaki cevheri kesfediyor. Ilk dersleri babasinin bir arkadasi olan Rene Princeteau’dan aliyor. O yillarda ozellikle at ve sirklerle ilgili cizimler yapiyor.

Lautrec Moulin Rouge'da

Anri 11 yasina geldiginde bir gelisim bozuklugu oldugu anlasiliyor.13'unde sag, 14'unde ise sol kalca kemigini kiriyor. Nedeni ise, daha once belirttigim gibi bir akraba evliliginin urunu olmasi. Annesi ve babasi teyze cocuklari. Kiriklari hicbir zaman tam olarak duzelmiyor. Vucudunun ust kismi normal bir insaninki gibi ancak bacaklari hicbir zaman tam olarak gelismiyor. Adamimizin boyu da 1.52 cm.de kaliyor. Bununla birlikte cinsel organlarinda hypertrophied (Asiri irilesme) bulunuyor. Yani oldukca celiskili bir tablo !



Doganin kendisine oynadigi oyun sonucu yasitlarinin yaptigi bircok seyi yapamayan Anri, kendisini cizime veriyor. Verdigi eserler neticesinde basarili bir Post-Empresyonist ressam, art nouveau cizer ve tasbaskici haline geliyor. Oyle ki, Cézanne, Van Gogh ve Gauguin ile birlikte Post-Empresyonist donemin en basarili ressami olarak addediliyor.

Anri'nin gozunden Vincent van Gogh

Anri, Paris’in bohem yasam tarziyla sohretli Montmartre semtine yerlesiyor. Burada 20yil boyunca Bonnat’nin atolyesinde calisiyor. Bonnat’nin buradan tasinmasiyla Fernand Cormon’in atolyesine tasiniyor. Burada calistigi bes yil boyunca, hayatinin sonrasini birlikte gecirecegi (Emile Bernard, van Gogh gibi) arkadaslariyla tanisma firsatini yakaliyor.

Iki kiz arkadas.

Fernand Cormon, atolyesindeki ogrencilerini oldukca serbest yetistiriyor. Onlara Paris’i gezip cizecekleri seyler bulmalarini telkin ediyor. Adamimiz Anri, bu sayede Montmartre’in fahiseleriyle tanisma, birlikte olma ve onlari resimleme serefine nail oluyor.

Muayene !

1889’dan 1894’e dek Anri, Bagimsiz Sanatcilar grubunun bir parcasi. Bu donemde Moulin Rouge kabaresi kapilarini aciyor ve Anri Kabare’nin afislerini hazirliyor.



Kabare kendisine daimi bir yer ayarliyor ve calismalarini sergilemeye basliyor. Bu donemde, en bilinen bazi eserlerini veriyor.



Adamimiz bir ara Londra’ya da uzaniyor.Orada Oscar Wilde ile tanisiyor ve arkadas oluyorlar. Onun da bir portresini yapmayi ihmal etmiyor.

Anri'nin gozunden Oscar Wilde

Anri’nin fiziksel durumu alkolizminin de nedeni oluyor. Bir alkolik olarak Anri, hayatinin son donemini senatoryumlarda geciriyor. 1901’de sadece 37 yasindayken, alkol ve frengi nedeniyle hayatini kaybediyor. Geriye birbirinden guzel tablolari ve posterleri kaliyor.

Vals yapan kadinlar

Henri de Toulouse-Lautrec'in, henüz ölmeden Louvre müzesinde yer almaya hak kazanan ilk ve tek sanatçı olduğu soylenir.

Imzasi

10 Kasım 2010 Çarşamba