8 Haziran 2010 Salı

Dunyanin En luks Tren Yolculugu

Victoria Selaleleri

Rovos Rail, Guney Afrika Cumhuriyeti kokenli bir tren sirketi. 1989’da kurulmus. Guney Afrika’nin Pretoria kentindeki, Sirket’e ait Capital Park Istasyonu’ndan baslayan seferler yapiyor.

Club Lounge

Guney Afrika’da yillardan beri kullanilan eski vagonlar restore edilmis ve icinde her turlu lukse ve konfora sahip nostaljik gorunuslu yeni vagonlar elde edilmis.

Royal Suit

Royal Suit'in Banyosu

Gerek bu vagonlar, gerekse verdikleri hizmet nedeniyle kendilerini dunyanin en luks tren sirketi olarak tanimliyorlar. Bunu henuz test etme imkanim olmadi(!) Ancak guzergahlara baktigimda dunyanin en guzel manzaralarindan bazilarini sunduklarini rahatlikla soyleyebilirim.

Oudts Burnu

Sirketin sefer duzenledigi guzergahlar sunlar:
• Pretoria’dan Cape Town’a
• Pretoria’dan Durban’a
• Pretoria’dan Victoria Selalelerine
• Cape Town’dan Dar Es Salaam’a (Tanzanya)
• Pretoria’dan Swakopmund’a
• Cape Town’dan George’a

Storms Nehri


Yukardakiler haricinde Cape Town’dan baslayip Afrika kitasini diklemesine keserek Kahire’ye ulasan bir hatta da seferlere baslanmis. Bu yolculugun bazi kisimlarinda ucak da kullaniliyor. Ilk defa 2008’de yapilan bu seferin 2010’da da tekrar edilmesi dusunuluyormus.


Yemek Vagonu


Kucuk bir bilgi: Seferlerin genellikle Pretoria’dan basladigini soylemistim. Pretoria Guney Afrika Cumhuriyeti’nin 3 baskentinden biri. Pretoria, yonetsel baskent iken, Bloemfontein adli, Cape Town ise yasama organinin bulundugu baskent. Dunya’da da boyle baska bir ornek var midir, bilmiyorum !


Seyir Vagonu


Mossel Korfezi

Guzergah Haritasi



www.rovos.com

7 Haziran 2010 Pazartesi

Girtlak Havalari

Tuva Cumhuriyeti'nin Armasi


Bugun, once Orta Asya’daki akrabalarimizi ziyaret edelim.

Tuva Turkleri Mogolistan’in kuzeyinde bulunan, Rusya’nin ozerk Tuva Cumhuriyeti’nde yasiyorlar. Dilleri, Turk Dil Ailesi’nin Sibirya Grubu’na ait Tuvaca, Baskent Kizil. Toplam nufuslari ise yaklasik 350.000 kisi.
Cumhurbaşkanı olan Şolban Kara-ool'un adı tipik bir Tuva ismi. Şolban, (Venus’un ozturkce karsiligi) çolpan yıldızı. Kara, bildiginiz siyah olup, ool kelimesi de oğul'dur, yani Çolpan Karaoğul !

Bu kisa ansiklopedik bilgiden sonra asil konumuza gelelim.

Tuva Turkleri dunya ustundeki en ilginc geleneklerden birine sahipler: Bogazdan sarki soyleme (Girtlak havasi, bogaz havasi vb.).

Bir Tuva Muzik Grubu

Tuva Turkcesi’nde sarki IR, sarki soylemek IRLAAR (Irlamak) seklinde ifade edilirken calgi calmak fiili icinse OYNAAR (Oynamak) sozcukleri kullaniliyor (Tanidik geldi mi ?). Geleneksel Tuva muziginin en onemli ve yaygin turu ise bogaz veya girtlak havalaridir.

Şamanist Tuva’lar, gırtlaktan cikardiklari seslerle dogada bulunan canli veya cansiz cesitli varliklari betimlemektedirler. Ornegin akan bir nehri, bir kayaligi, bir colu vb.

Bir Saman Ayini


Sarkilar genellikle erkekler tarfindan soylenir. Sarkilar bireysel olarak soylenebilecegi gibi birden fazla kisi tarafindan da seslendirilebilir. Bu tur sesleri cikartabilmek icin dili agzin icinde cesitli sekilerle sokmak (Ornegin alttaki dislerin arkasina degdirmek veya bogaza dogru cekmek) ve/veya bogazi cesitli sekilere sokmak (Genisletmek veya daraltmak) gerekmektedir.Bu durumlarda cikartilan sesleri betimleyen farkli isimler vardir: Sigit, horiktir, humi, kargire…

Bu tarzlara ait farkli ornekleri dinlemek icin:

http://www.alashensemble.com/Turkish/demos.htm

Tuva’da bulunan genis duzlukler sayesinde girtlak sarkilari cok uzak mesafelerden duyulabilir.

Tuva Duzlukleri

Asagidaki linklere tiklayarak Tuva Turkleri’nin bazi girtlak havalarini dinleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=DY1pcEtHI_w

http://www.youtube.com/watch?v=RxK4pQgVvfg&feature=related


Girtlak havalari Tuva disinda Mogolistan, Hakasya ve Saha-Yakutya gibi diger bolgelerde de gorulur ancak hicbir yerde Tuva’da oldugu kadar zengin yaygin degildir.

Asagidaki linklere tiklayarak bazi Mogol girtlak havalarini dinleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=NNVrmW0VL2I&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=nQn3elVpxD0&feature=related


Bu gelenegin goruldugu topluluklardan birisi de Kanada’da yasamakta olan Inuit Kizilderilileridir. Aslinda onlari da uzak akrabalarimiz olarak kabul edebilir ve bu tur bir gelenege sahip olmalarini normal karsilayabiliriz.

İnuit, İnuk veya Eskimo, Kanada'nın kuzeyi, Alaska, Grönland ve Sibirya'nın doğusunda yaşayan yerli halka verilen isimlerdir.

Bir Inuit Kadini

Inuitler bu geleneklerine katajjaq diyorlar. Dunyadaki benzerlerinden farkli olarak Inuit girtlak havalari genellikle kadinlar tarafindan ve duet seklinde soyleniyor. Iki kadin yuzyuze durarak yari sarilir pozisyonda birbirlerinin kollarindan tutuyorlar ve hafifce sallanir sekilde hareket ediyorlar. Bu tip sarkilar daha cok eglencelerde bir nevi yarisma olarak sergileniyor. Hangi sarkicinin nefesi daha once kesilirse veya gulerse yarismayi kaybediyor.

Girtlak havasi soyleyen Inuit Kadinlari

Asagidaki linklere tiklayarak Inuitlere ait bazi girtlak havalarini dinleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=qnGM0BlA95I


Bu tip sarki soyleme teknigi bizde de var. Genellikle de Toros daglari boyunca yasayan Yoruk asiretlerinde biliniyor. Yerel lehcelerde bogaz calma, hollu, hada (Turkuye verilen eski ad) gibi isimler kullaniliyor.

Orta Asya ve Kuzey Amerika’daki benzerlerinden farkli olarak bu tip sarkilar soylenirken parmaklar da kullaniliyor. Iki farkli teknigi var. Birinde bas parmak , isaret parmagi ve orta parmakla bogaz tutuluyor, sesi titretmek istendiginde ise hafifce bogaza vuruluyor. Diger teknikte ise basparmak bogaza dayaniyor.

Girtlak havasi soyleyen Yoruk Kadinlari

Genellikle genc kizlar arasinda gorulur. Daha cok, birbirinden uzak iki taraf arasinda iletisimsel amaclarla yapilir. Bu, bir cadirdan otekine mesaj goturme olabilecegi gibi, cayirde hayvan otlatirken, bir kiz cobanin uzaktaki bir erkek cobana duydugu ilgiyi belirtmesinde de kullanilabiliyor.
Cinsel bir cagrisim tasimasi ve cocuklukla ilgili bir baglami olmasi nedeniyle gec kizlarin bogaz calmayi evlendiklerinde birakmalari bekleniyor.

Goc Eden Yoruk Obasi (Atlas Dergisi)

Bogaz havalari ve Yoruk Muzigi konusunda daha ayrintili bilgi sahibi olmak isterseniz Kalan Muzik tarafindan 1998 yilinda piyasaya cikartilan "Yoruklerde Muzik ve Bogaz Calma" isimli albumu siddetle tavsiye ederim.

Asagidaki linklere tiklayarak Toros Yorukleri’ne ait bazi girtlak havalarini dinleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=-OW0nBsf2HQ

http://www.youtube.com/watch?v=0LpGaDYYtV0&feature=related



www.kalan.com
www.alashensemble.com/Turkish/demos.htm
www.tuvannationalorchestra.com
www.hhtmusic.com
www.yat-kha.com

4 Haziran 2010 Cuma

Bu ülkede eskiden tesbih için şiirler yazılıyordu !

Sıkma Kehribar


Tesbih hayranligi ve sevgisinin ne derece yuksek olabilecegine en guzel ornek:

Aşağıda, Ebru Sanatı’nın büyük ustası Mustafa Düzgünman’ın (1920-1990), güzel tesbihlere olan hayranlığını dile getirdiği bir şiirini bulacaksınız. Bu şiir Yapı Kredi Bankası tarafından düzenlenmiş olan tesbih sergisinin, daha sonradan “Dua Taneleri” adıyla yayınlanan sergi kataloğunda yer almaktadır.

Bu sayfada gordugunuz tum tesbihler buyuk usta Mustafa Unver'in eserleridir.


“20 Şubat 1958 Cuma gecesi dört arkadaş (Ahmet Düzgünman, Niyazi Sayın, Uğur Derman, Mustafa Düzgünman) Teşvikıye, Kalıpçı Sokak, Villa Apartmanı’nda mukıym (Oturan), vali mütekaidi (Emeklisi) Sedad (Erim) Bey’in nezdinde mahfuz (Yanında saklı), merhum Halil Usta’nın tesbihlerini görmeye gitmemiz münasebetiyle hatıra:

Yağmurlu bir gece idi; fırtınalı hem soğuk,
Üsküdar’dan Teşvikıye namı semte doğrulduk.

Sokak sorup vasıl olduk Sedad Bey’in evine,
Karşılayıp aldı bizi odasının birine.

Eski ahbap, beyefendi, sevimli, hem hoş-kelam,
Sohbetiyle etti tenvir, bizden ona çok selam.

Hanesinin içi mefruş, eserlerle müzeyyen,
Yazı, resim, çini, tezhip nevilerle müvellen.

Derken Hazret yan odadan getirdi bir hazine,
Bir de baktık, tesbihlermiş; elhak sanki define.

Abanoz Agaci


Aman Yarab, bu ne san’at bu ne eltaf dilruba,
Bu meşherin ezvakına, insan eyler iktida.

Üstad merhum Halil yapmış, ruh-ı san’at mücessem,
Tesbihciler kutbudur bak, asariyle müsellem…

Kuka, sandal, demirhindi, zergerdan, bağ, hem köknar,
Sırça kuka, zeytinağcı, kehrübayla narçıl var.

Üveydari, ödağcıyla maverd de var içinde,
Oltu taşı, gümüş kamçı, hepsi başka biçimde.

Bordo rengi, alacalı sarı bağlar pek enfes,
Kuka tesbih şaheserdir, oymaları bir kafes.

Fildisi


İmameler, duraklarla tepelikler halkalı,
Oyma nakış, sade güzel, rengarenk hem dalgalı…

Zeytinağcı tesbihe bak, naka gibi ışıldak,
Kehrübanın buzlusu da cazibeli yuvarlak.

Altı dane ölçüsünde imameler çok güzel.
Zarif hadde, ince delik, tepelikler bibedel.

Ödağcıyla maverd, sandal, üveydari pür san’at,
Kokuları, çekimleri hayran eder, hem dilşad.

Şalgamiyle beyzi şekil, uçlularla yuvarlak,
İmza atmış tepeliğe, tamam olmuş san’at bak.

Katalin


Uğur Bey’le Niyazi’miz almış ele bir kalem,
Biri çizer, biri yazar, her birimiz bir alem.

Halil Usta ne adammış, nasıl yapmış bunları ?
Ruhu coşmuş, zevkı taşmış, ayan etmiş nurları.


Tesbihlerin amili hiç ölmemiş de yaşıyor,
Zevk-ı selim san’atkarı, anıp insan şaşıyor.

Rahmet olsun Halil Usta, şad ettin sen bizleri,
Müsterih ol, zail olmaz san’atının izleri.

Dört arkadaş hayran olduk, sersemledik adeta,
Akıl serhoş, gönül bihuş, doymadık bu vuslata.

Katalin


Şuunat-ı İlahi’dir, merayada görünen,
Arif bilir, kimdir nakkaş; nukuşiyle övünen.

Mazahirde sırr-ı Ali numayandır, hoşca bak,
“Küntü kenzen…” esrarıdır, hak gözüyle iyice bak.

Ehl’i Beyt’in hürmetine Yarab, Halil kulunu,
Taksiratın afv eyleyip, cennet eyle yolunu.

Memnun , mesrur, müteşekkir, ol haneden ayrıldık,
Avdet edip eve geldik, divaneden sayıldık.

Ey TÜRBEDAR, fakirane karaladın hayli laf,
Hiç kıymeti yoktur ama aşk söyletti bir tuhaf…

(Mustafa Düzgünman, 27 Şubat 1958)

Tenvir: Aydınlanma
Mefruş: Döşenmiş
Müzeyyen: Süslenmiş
Mülevven: Renklenmiş
Eltaf: Lütuflar
Dilruba: Gönülkapan
Meşher: Sergi
Ezvak: Zevkler
İktida: Uyma
Mücessem: Cisimleşmiş
Kutb: Bir mesleğin en yücesi
Asar: Eserler
Müsellem: Herkesce kabul edilen
Pür san’ar: Sanat dolu
Dilşad: Gönlü Hoş
Ayan etmiş: Meydana çıkarmış
Amil: İmal eden
Zevk-i selim: Doğru, sağlam zevk
Şad ettin: Sevindirdin
Müsterih: Gönlü rahat
Zail olmaz: Bitmez
Bibüş: Şaşkın
Vuslat: Kavuşma
Şuunat-ı ilahi: İlahi hadiseler
Meraya: Aynalar
Arif: İlahi sırları bilen
Nükuş: Nakışlar
Mazahir: Görünen şeyler
Sırr-ı Ali: Hz. Ali’nin sırrı
Nümayan: Meydanda
Taksirat: Kusurlar
Mesrur: Sevinçli
Müteşekkir: Teşekkür eden
Türbedar: Türbeyi bekleyen kimse (Burada “Türbedar” Şair’in kendisidir. Mustafa Düzgünman 1953-1979 yılları arasında, Üsküdar’daki Hz. Hüdai Turbesi'nin türbedarlığını yapmıştır.)


Mustafa Düzgünman’ın nasıl bir değer olduğunu anlamak için:
www.mustafaduzgunman.com

3 Haziran 2010 Perşembe

Faberge Yumurtalari


Mozaikli Yumurta-I


Mozaikli Yumurta-II

Once Paskalya’dan baslayalim. Paskalya Hiristiyanliktaki en eski ve en onemli bayram. Bu bayramda Isa’nin carmiha gerildikten sonraki 3.gunde dirilisi kutlaniyor. Bu kutlamalar sirasinda da hediye olarak boyanmis yumurta vermek bir gelenek.


Saatli Yumurta-I


Saatli Yumurta-II


Ancak bu gelenek herhalde hicbir zaman Rus Romanov hanedaninin son zamanlarinda oldugu kadar gorkemli hale gelmemistir.

Çar III. Aleksandre esi Marie Feodorovna'ya Paskalya hediyesi olarak yumurta hediye etmek istiyor. Ama tabii bu yumurtalar siradan Paskalya yumurtalarindan biraz daha farkli olmali. Bu nedenle Saint Petersburg'da yasamakta olan donemin meshur mucevhercisi Carl Faberge’ye yumurta siparisi veriyor. Ilk siparis 1885 yilinda veriliyor. Daha sonra her Paskalya’da bu yumurtalardan siparis edilmeye devam ediliyor. Ta ki 1917’deki Bolsevik devrimine dek.


Imparatorluk Taci Yumurtasi-I


Imparatorluk Taci Yumurtasi-II


Imparatorluk Taci Yumurtasi-III


Bu sure zarfinda toplam 53 adet Imparatorluk Yumurtasi yapildigi dusunuluyor. Bunlardan 45 tanesi gunumuze dek gelebilmis, 8 tanesine ne oldugu ise bilinmiyor. Bunlar haricinde ise farkli soylu aileler icin de toplam 14 yumurta daha yapilmis.



Kis Yumurtasi-I


Kis Yumurtasi-II




Portakal Agaci Yumurtasi-I


Portakal Agaci Yumurtasi-II


Portakal Agaci Yumurtasi-III


Yumurtalarin Ozellikleri:
- Genelde kaz yumurtası büyüklüğündedirler.
- Mine işlemeli ve mücevher süslemelidirler.
- Her yumurtanın içinden bir sürpriz çıkar.



Alexander Sarayi Yumurtasi-I


Alexander Sarayi Yumurtasi-II


Alexander Sarayi Yumurtasi-III




Sutunlu Yumurta-I


Sutunlu Yumurta-II

Gunumuze dek gelen yumurtalarin cogu ABD’de ozel koleksiyonlarda bulunuyor. Ancak en buyuk koleksiyon Moskova Cephane Muzesi’nde (The Kremlin Armoury Museum). Burada 10 adet Imparatorluk Faberge yumurtasi bulunuyor. Bundan sonraki en buyuk koleksiyon ise Malcom Forbes Koleksiyonu idi. Bu koleksiyon 2004 yilinda varisleri tarafindan New York Sotheby’s’de satisa sunuldu. Ancak muzayedeye cikarilmadan Rus oligarklardan Victor Vekselberg tarafindan satin alindi. Bu koleksiyonda 9 adet Imparatorluk yumurtasinin yani sira toplam 180 adet Faberge eseri daha bulunmaktaydi. Koleksiyonun 90-120 Milyon dolar arasinda bir degere satildigi tahmin ediliyor.


Bahar Cicekleri Yumurtasi-I


Bahar Cicekleri Yumurtasi-II


Bahar Cicekleri Yumurtasi-III




Ilk Faberge Yumurtasi-I


Ilk Faberge Yumurtasi-II


www.mieks.com

2 Haziran 2010 Çarşamba

Kanatli Bir Mercedes

Karsinizda otomobil tarihinde cigir acan araclardan biri: Mercedes Benz 300 SL, nam-i diger Martı Kanat (Gull Wing).



O yil Le Mans yarisini rakibi Jaguar’a kaptiran Mercedes, rakibi kadar guclu bir otomobil uretmek icin kollari sivar. Bunu yapabilmesi icin de 1951 model 300S'in 3.0 litre hacimli, 6 silindirli motorunu kullanmaya karar verir. Teknisyenler, hafif ama cok sagam bir boru sasi gelistirirler. Kapi esigi mumkun oldugu kadar alcak konumlandirilir ancak buna ragmen geleneksel kapılar için hala fazla yuksektir. Boylece 300 SL, daha sonraları unlu olmasini saglayan kanat seklindeki kapilara sahip olur. Efsane haline gelmesini saglayan kapilari , estetik kaygilarla degil , teknik bir mecburiyet geregi bu sekilde yapilmistir. Kapi menteselerini tavana yerlestirmekten baska care yoktur.



SL harfleri "Super Leicht" (super hafif) anlamina geliyordu. 300 SL, ilk olarak Italya'daki Mille Miglia yarisina katildi ve bir ay sonra Isvicre'de katildigi yarista spor otomobiller sinifinda birinci oldu. Uretildigi ilk yil onemli basarilar kazanan otomobil, 1953 yılında kucuk degisikliklere ugradi. Bu degisiklikler sonunda motor gucu 172 bg'den 208 bg'ye yukseldi. Karoser biraz yukseltildi ve motordaki sicak havanin daha kolay cikabilmesi icin camurluklara havalandirma delikleri acildi.

1954 yılında seri uretime gecme karari alindi ve o yil New York'taki Otomobil Fuari'nda tanitildi. Yaris versiyonu ile cok benzer ozelliklere sahip olan 300 SL'in yol versiyonu ayni zamanda enjeksiyon sistemli ilk seri uretim otomobil olarak da tarihe gecti.



İki kisilik bu otomobilin direksiyonu one dogru katlanabiliyor ve surucunun otomobile binisini kolaylastiriyordu. Bagaj olarak iki koltugun arkasi kullanılıyordu. Yok denebilecek bir yalitim ile kokpitin hemen altindan gecen egzost borusu yuzunden aracin tabani asiri isiniyordu.

Yuksek hizlarda, esnek arka dingil yüzünden zapdetmenin bir hayli zor oldugu 300 SL'den 4 yıl boyunca toplam 1400 adet uretildi. 1957 yılında ise yerini 300 SL Roadster'a birakti.



Bugün
Otomobil tarihine baktigimizda cagina damga vuran bir cok otomobil oldugunu goruruz. Bazi firmalar bunlari gunumuze uyarlama akilliligi ve sagduyusunu gosterdiler. Bunlarin arasinda bulunan Mini, Dodge Challenger gibi bazilari belki de ilk uretildikleri hallerinden bile guzel oldular ve tutuldular. Bu kervana en son katilan yolcu ise yukarida bahsettigimiz Mercedes Marti kanat oldu.





Mercedes’in performans birimi diyebilecegimiz AMG ile Mercedes’in ortak uretimi olan yeni Marti kanatta, 6.3 litrelik V8 AMG motoru, 571 bg.’ye ve on ve arka akslar arasinida yuzde 47:53’luk bir agirlik dagilimina sahip.



Ilk modelin mi, yoksa bugun uretilenin mi daha guzel oldugunu sizin begeninize birakiyorum.



www.mercedes-benz.com.tr

1 Haziran 2010 Salı