8 Ekim 2010 Cuma

Bir fistik daha !



Yine bir katalin tesbihle karsinizdayiz. Ustad Mustafa Unver bu tebihi en altta gordugunuz yesil/mavi hareli katalin cubuktan cekti.



Cubugun yesilimsi patinasinin altindan daha mavimsi bir ton cikti. Ancak tesbih zaman icerisinde renk alarak yesile donus yapti.



Ustad Mustafa Unver, tesbihin mevlevi stildeki imamesinin yanisira, tepeligini de stilize bir semazen seklinde cekmis.
Tek kelimeyle mukemmel !



Tesbih bu katalin cubuktan cekildi.

6 Ekim 2010 Çarşamba

İp...

Muhtesem filmlere, Rope (İp), Olum Karari ile devam edelim.

Hitchcock'un en baba eserlerinden olan film, ayni zamanda Ustad’in ilk renkli filmidir. Tek bir mekanda geçer ve kesintisize yakın çekim tekniği ile tiyatrovari bir havası vardır. James Stewart da muhtesem yetenegini bir kez daha konusturmustur.

Olay cozulmus durumda !

Rope gercek bir olaydan esinlenmis. Brandon ve Phillip isimli iki arkadas, universitede okuduklari donemde hocalari olan Rupert Cadell'le (James Stewart) birkaç yıl öncesinde yaptıkları bir sohbetten sonra cinayet işleme fikrini iyiden iyiye kafalarına yerleştirmişlerdir. Çünkü okuldayken Rupert Cadell onlara, bir insanın diğerine olan üstünlüğünü kanıtlaması gerekliliği üzerine filozof Friedrich Nietzsche'nin ileri sürdüğü entelektüel felsefi kavramlardan biri olan Üst-insan (Übermensch) ve cinayet işleme sanatı gibi bazı kavramlardan bahsetmiştir.Ustelik Rupert Cadell bunları söylerken de çok inanarak ve bu felsefeyi desteklediğini ima ederek konuşmuştur. Güzelliği üstün değer sayan mükemmeliyetçi insanlar olan bu iki genç, aynı fikirleri paylaştıklarına inandıkları ve kendilerine esin kaynağı olan eski hocalarına adeta tapmaktadırlar ve onun kendilerini takdir etmesini dört gözle beklemektedirler.

Iki genc, ayni zamanda arkadaslari da olan kurbanlarını iple boğarak öldürdükten sonra, cesedi salonun ortasında duran antika bir sandığın içine yerleştirirler. Olayin hemen ardindan da, birlikte yaşadıkları Manhattan manzaralı lüks apatman dairesinde bir yemek verirler. Yemege davet edilenler arasında kurbanın babası ve halası da vardır. Ayrıca ölen gencin nişanlısı ve onun eski aşığı da davet edilmişlerdir. Cesedin içinde bulunduğu sandık açık büfe masası gibi kullanılmak üzere salonun ortasında durmaktadır !

Filmde açıkça dile getirilmese de Brandon ve Phillip arasında eşcinsel bir ilişkinin olduğu ima edilmektedir. Ornegin gençlerin paylaştıkları apartman dairesinin yatak odasında tek bir yatak gözükmektedir. Bu, o devirde nasılsa sansürün gözünden kaçmıştır. Buna rağmen film bu nedenle birçok ABD kentinde yasaklanmıştı.

4 Ekim 2010 Pazartesi

İspanya Meydanı



Ispanya’da gordugum sehirler arasinda Barcelona’dan sonra en begendigim sehir Sevilya’dir (Onlarin soyleyisiyle Seviya, kokeni Arapca Isbiliye). Yaz aylarindaki bunaltici havasini saymazsaniz, yeryuzunde insan eliyle yaratilan en guzel yerlerden biridir. Sehirdeki bircok guzelligin arasinda favorim Ispanya Meydani, Plaza de España’dir.



Plaza de España, 1928 yilinda, 1929 yilindaki Latin Ulkeleri Fuari icin, Neo-Mudéjar tarzinda insa edilmis devasa bir sergi kompleksi.



Efendiim, madem Neo-Mudéjar gibi alengirli bir laf ettik, burada genis bir parantez acalim ve aciklayalim.
Hepimizin cok iyi bildigi gibi Emeviler Iber yarimadasi’na 711 senesinde cikiyorlar. Komutanlari Tarik bin Ziyad Iber yarimadasina ciktiktan sonra geri donme sanslarini ortadan kaldirmak icin gemileri yaktiriyor, sonra da askerlerine (Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman. Nereye kaçacaksınız? ) diye baslayan tarihin en gaza getirici konusmalarindan birini yapiyor. Cikis o cikis, 711’den 1492 yilina kadar Iber yarimadasi Emevi Emirleri tarafindan yonetiliyor. 700 yildan fazla Musluman Araplar tarafindan yonetilmek Iber yarimadasindaki hayati cok fazla etkiliyor. Konusulan dilden, mimariye, insan tiplerinden yer isimlerine kadar cok derin etkileri bugun bile gormek mumkun.

Endulus'te Raks. Flemenko'nun, Arapca Fellah Mengü'den geldigini, bunun da Kacak (Veya ölümsüz)Köylü anlamina geldigini biliyor muydunuz !

Mudéjar, Arapca mudeccen kelimesinden turemis Ispanyolca bir kelime. Kalanlar demek. Ispanyol’larin Iber Yarimadasi’nin hakimiyetini Muslumanlar’dan geri almalarindan sonra, burada kalan Muslumanlari (Ve de onlarin kulturlerini) tanimlamak icin kullaniliyor.



Mudéjar tarzi 1900’lu yillarin baslarinda tekrar gozde oluyor. Boylece mimaride Neo-Mudéjar tarzi gundeme geliyor. Dunyanin bir cok sehrinde bu tarzda mimari ornekler veriliyor. Iste Plaza de España boyle bir kompleks.



Sevilya sehrinin guney kismi 1929 yilindaki Latin Ulkeleri Fuari icin yeniden duzenleniyor. Yeni bulvarlar, parklar, bahceler yaratiliyor. Bu parklardan biri olan Maria Luisa Parki’nin icinde ise Ispanya Meydani olusturuluyor.



Ispanya’nin o donemde sahip oldugu endustri ve teknolojiyi sergilemede kullanilan devasa kompleks, Aníbal González tarafindan dizayn edilmis (Topragi bol olsun).



Bir yarim daire seklindeki bu kompleksin dis kisminda devasa bir bina, binanin meydana bakan kisminda, Ispanya’nin o zamanki tum sehirlerinin simgelerinin bulundugu minik koseler, meydanda cok buyuk bir cesme, cesmeden akan sularin olusturdugu kanallar ve kanallarin ustunden gecen kopruler bulunuyor. Tum bu ogelerin uzerinde, muhtesem seramikler ve ciniler bulunuyor.



Ispanya Meydani, Plaza de España’da bulunan binalardan bir kismi gunumuzde Belediye binasi olarak islev goruyor.



Meydan o kadar zamanın otesinde bir guzellige sahip ki bazi filmlerde cok dogal bir sekilde kullanilabilmis.

Yildiz Savaslari, Bolum II: Klonlarin Saldirisi

1 Ekim 2010 Cuma

Bir Başyapıt Daha...



Mustafa Unver Ustad'in cektigi tesbihlere devam ediyoruz.



Bu guzellik, mavi katalin bir cubuktan cekildi. Cubugun dis rengi siyaha yakin kirmizi idi.



Alttan isik verildiginde gercek rengi olan maviyi ve icindeki yaldizlari secmek mumkun oluyordu.



Koleksiyonumun en onemli parcalarindan biridir!

29 Eylül 2010 Çarşamba

Ölümsüz (Z)



Ölümsüz (Z), Costa Gavras tarafından 1969 yılında Vassilis Vassilikos'un yazdığı aynı adlı bir romandan beyazperdeye uyarlanan siyasal serüven türünde bir Fransız filmidir.

Filmde, aslında ülke adı hiç geçmemesine karşın, Yunanistan'da 1963 yılında solcu milletvekili Gregoris Lambrakis'in öldürülmesi sonrasında gerçekleşen olaylar kurgulanarak yansıtılmaktadır. Eleştirmenlere göre film, 1967 ile 1974 arasında Yunanistan'da hüküm süren askeri yönetimi eleştirmektedir.

Filmin başında Fransızca olarak şu sözler görülür: "Gerçek olaylarla, sağ ya da ölü olsun gerçek kişilerle olan benzerlikler tesadüfi değildir. Her şey KASITLIDIR."

Filmin can alici sahnesinde, solcu milletvekili, bir salonda partililere yaptigi konuşmadan sonra sokağa çıkar. Bu sirada, polisin gözleri önünde, kendisine doğru gelen bir triportörün kasasında bulunan bir saldırgan kafasına sopayla vurarak ağır yaralar.

Filmin bitişinde akan yazıda ise filme emeği geçenlerin adları yerine askeri yönetimce yasaklanan her ne varsa onlar listelenir: barış hareketleri, grevler, sendikalar, erkeklerin saçını uzatması, The Beatles, pop müzik, Sofokles, Leo Tolstoy, Aeschylus, Socrates'ın eşcinsel olduğunu yazmak, Eugène Ionesco, Jean-Paul Sartre, Anton Çehov, Mark Twain, Samuel Beckett, sosyoloji, uluslararası ansiklopediler, özgür basın, modern matematik…

27 Eylül 2010 Pazartesi

Utriai Evi



Yeni haftaya, oldukca dikkat cekici bir mimari eserle baslayalim.



Bina Litvanya’nin Utriai sehrinde bulunuyor.



G.Natkevicius ve Ortaklari Mimari Burosu tarafindan dizayn edilmis. Evsahibi bir isadami, karisi ise dizayn egitimi goruyor.



Ev Minija Vadisi’nin manzarasina nazir 3 donumluk bir arazi icinde, 424 m2 olarak insaa edilmis.



Evin goruntusu, kocaman kutuklerden imal bir somineye veya evsahiplerinin tum varidatinin icinde oldugu, harekete hazir bir cesit Nuh’un Gemisi’ne benzetiliyor!



Fotograflar R. Urbakavičius

24 Eylül 2010 Cuma

Cumhuriyeti Afişleyen Adam, İhap Hulusi *



Ihap Hulusi adini duymayanlarimiz coktur. Duyanlarimiz ise “Hani şu Kulup Rakisi’nin etiketini cizen adam degil mi” der. Evet, O’dur ama daha da fazlasidir.

Imzasi

Ihap Hulusi, kullerinden dogmus bir milletin yokluk icinde ama umut dolu yeni devletinin, ilk grafik ve afiş sanatcisidir.

DHY !(Turkler o zaman da ucuyormus)

1898'de Kahire'de doğan İhap Hulusi, ilk ve orta tahsilini Kahire' nin İngiliz okullarında yaptı. 1920 yılında resim eğitimi görmek üzere Almanya'ya gitti. Tahsilini tamamlayıp yurda döndükten sonra Arapça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmesi nedeniyle Dışişleri Bakanlığı'nda çalışması istendi, ancak o memuriyeti reddetti (Ailesinin zoruyla iki defa Disisleri’ne (Hariciye’ye) sokulup Ankara’ya gitmis, ilkinde 2 gun, ikincinde 3 ay dayanabilmis).

Evet bu da !

Akbaba Dergisi'nde Münif Fehim ve Ramiz'le birlikte çalıştı. Daha sonraları afiş çalışmalarına ağırlık veren İhap Hulusi, afişi yaparken "Buluş"un önemine değinerek "Seyredenlerin ilgisini çekmeli ve düşündürmeli" demis.

Yeni alfabenin kapağı

1927’de ilk siparisini Izmir’den aldi, Inci Dis Macunlari’nin “Reklam Resmi”ni yapti. 1929'da İstanbul'da ilk atölyesini kurduktan sonra Atatürk'ün siparişi üzerine Yeni Türk Alfabesi'nin kapağını tasarlayan İhap Hulusi, Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı ve Kredi, Garanti, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığı (tahviller), Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, Tariş, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet verdi.

Fiyata dikiz !

1930’da, en bilinen eseri olan Kulüp Rakısı etiketini tasarladi. Etikette bulunan iki kisi hakkinda rivayet muhtelif olsa da (Ataturk’le Inonu vb.) soz konusu iki kisi bizzat Ihap Hulusi’nin kendisi (Yuzu donuk olan) ve arkadasi Sair, Milletvekili Fazıl Ahmet Aykaç’tan (Sirti donuk olan) baskasi degildir.



Tayyare Piyangosu (bugünkü adıyla Milli Piyango) idaresi için 45 yil (Afisler, biletler), Tekel İdaresi için 35 yıl (Sigara, icki etiketleri, afisler) çalışan İhap Hulusi, bu süreçte yurtdışında da adını duyurdu.



Bayer'in afiş ve etiketleri, Mısır'ın Tekel İdaresi, Devlet Demir Yolları ve şehir hatlarına ait ve ilanları, ünlü İngiliz viskisi John Haigh'ın, İtalyanların Cinzano ve Fernet Branca'sının afiş ve etiketleri İhap Hulusi tarafından yapıldı.

Misir Turizm Bakanligi icin yaptigi afislerden biri

Suluboya çalışmalarının yanı sıra, son yıllarında hat sanatını modernize ederek başarılı örnekler veren İhap Hulusi Görey, 27 Mart 1986'da İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.



* Konu basligi bana ait degil. Ender Merter tarafindan, Ihap Hulusi hakkinda yazilan kitabin adi. Ender Merter neredeyse tek basina, Ihap Hulusi’yi unutturmamak icin cirpiniyor.